ÇİFT DİLDE EĞİTİM

Programlarımız; toplumumuzun yapısı ve çocuklarımızın gelişimsel özellikleri dikkate alınarak gereksinimlerine uygun olarak hazırlanmaktadır.Bu doğrultuda hazırlanmış programlarımızda  yaratıcılık,problem çözme,matematik,deneysel çalışmalar,dikkat,bellek görsel işitsel ve duygusal alanlardaki algı,sosyal ve duygusal gelişim,el ve göz koordinasyonu ve öz bakım becerilerini destekleyecek yapılandırılmış aktivitelere yer veririz.
Bu eğitim sistemimiz çift dilde yapılmaktadır.

Okulumuza Hoşgeldiniz

Okulumuzda çocuk gelişiminde ve İngilizce eğitimde profesyonel bir ekip bulunmaktadır. Çocuklarımızın dengeli ve yeterli beslenmeleri için ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanan aylık menü dahilinde sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve ikindi kahvaltısı verilmektedir. Gıdalarımızın tamamı  organiktirTüm okulumuzda hijyen kuralları kesintisiz uygulanmaktadır.   Bahçe içinde, müstakil binada toplamda 5 katlı, 250 metrekare bahçe alanı, 1500 metre kare kapalı alana sahiptir. Sınıflarımız günlük İngilizce eğitim programı ve çocuk gelişimi için hazırlanan etkinliklerin uygulanmasında dönüşümlü olarak kullanılmaktadır. 

Bizim Hikayemiz

Kurumumuzun kurucusu Fatma AKSU ÖZ; Antalya Elmalı’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünü bitirmiştir. Aynı zamanda Avusturya Viyana Üniversitesinde uzaktan eğitim eşliğinde çocuk psikolojisi okumuştur. Akademik eğitimini bitirdikten sonra Resmi okulda anasınıfı öğretmenliği, ardından Antalya’nın seçkin bir anaokulunda eğitim koordinatörlüğü ve müdürlük  görevini yürütmüştür. Antalya’nın Milli Eğitime bağlı özel bir dershanesinde 3 yıl boyunca çocuk gelişimi uzmanı olarak özel kreş ve anaokullarının yardımcı öğretmenlerini yetiştirdikten sonra kendi okulunu açmıştır.

2012-2013 eğitim ve öğretim yılından itibaren aynı adreste 2-6 yaş arası montessori ve bilingual eğitim sistemini uygulayan eğitim kurumu olarak devam etmekteyiz.

İngilizce öğrenmenin 2 yolu vardır: 

1- Yurt dışında yaşamak,

2- Uluslararası Montessori  Özel Oksijen Anaokulu’nda yaşayarak öğrenmektir.

İNGİLİZCENİN TEMELİNİ ” ULUSLARARASI MONTESSORI ÖZEL OKSİJEN ANAOKULU’NDA ATIYORUZ

İngilizceyi yaşayarak öğreniyoruz  ve yaratıcılıkla geliştiriyoruz.

VİZYONUMUZ

Anaokulu ve okul öncesi eğitimde yeni gelişmeleri takip ederken, sadece çocuklarımıza değil yetişkinlere de günümüz toplumsal ve eğitim koşullarına uygun bilgi vererek, her açıdan ülkemizin en iyi ve diğer benzer kurumlara liderlik edebilecek okullarından biri olmayı hedef edinmiştir.

MİSYONUMUZ

Tüm okul öncesi alanında çalışanlarla karşılıklı etkileşim içinde, şeffaf, geri bildirimlere dayalı istekler doğrultusunda gelişmeye açık,
Personelinin, velilerinin ve öğrencilerinin parçası olmaktan mutluluk ve gurur duyduğu, araştırmacı kimliğini yeni projelerle destekleyen, bilime katkıda bulunan ve sürekli gelişim gösteren,bir okul olmaktır.

Maria Montessori şöyle diyor;

Çocuğa olan ilgimiz  ‘ona bir şeyler öğretme’ hevesiyle değil, ama onun içinde yanan ve zeka denilen ışığın sürekli yanmasını hedefleyerek olmalıdır”.

Hiç tanımadığı, bilmediği bir dünyada keşfe çıkan çocukların, yön verici ipuçlarına ihtiyaçları vardır. Onlara verdiğimiz sevgi kadar, bazı ipuçları da sağlamalıyız ki yeni bilgiler öğrenebilsinler, yeni keşifler yapabilsinler. İçinde yaşadıkları düzeni anlamak için, dünyanın kurallarını algılamaları ve özümsemeleri gerekir. Nerede olduklarını, nerede olabileceklerini, çevresindekilerin onu nasıl gördüğünü ve ne kadar büyüyebileceklerini bilmek onlara kendilerini güvende hissettirir. Kendi potansiyellerini bilmek ve becerilerinin ne kadar ilerleyebileceğini görmek isterler.

İşte tam da bu noktada, sınırlar devreye girer. Sınırlar bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli rol oynar (McKenzie, 2014). Çocuğunuzun sınırlarını belirlemek, onlara neleri ne kadar yapabileceğini göstermek ise sizin elinizdedir.
“Anne bu şekerlerin hepsini yiyebilir miyim?” Çocuğunuz tam bu anda, bir kutu şekeri bitirip bitiremeyeceğini sorarken, aslında yemekten önce şeker yiyip yiyemeyeceği kuralını öğrenmek için bir adım atıyor.
Dikkat!
Verilen mesajlar net değilse, ebeveynin vermek istediği mesaj çocuğa ulaşmayacaktır (McKenzie, 2014). “Hayır kızım, hepsini yememelisin” yanıtı çocuğunuzun, “yemekten önce karnını doyuracak kadar abur cubur yeme ki yemeğini yiyebilesin” mesajını anlamasını sağlamaz. Orada sınırını anlatmak için şöyle bir şey diyebiliriz: “Tabii yiyebilirsin, senin için aldım. Ancak birazdan yemek yiyeceğiz, yemek sonrası ise hepsini yiyebilirsin.” Bu açıklama çocuklar için gayet net, kısa ve 2 yaşından itibaren her çocuğun anlayabileceği bir cümledir. Çocuğunuz bu cümleyi iyi bir şekilde anlar, ancak bu kuralı kabul etmek istemeyip, ya da şeker yeme isteğini ertelemek istemeyip sizinle inatlaşabilir. Burada panik olmak ya da kararınızı değiştirmek yerine, çocuğunuza kararınızın arkasında durduğunuzu göstermeniz, onun sınırları anlamasına yardımcı olacaktır. Sınırları içselleştirebilen çocuklar, canları ne kadar o şekeri yemek isterse istesin, önce yemeğini yemesi gerektiğini bilir ve ağlayarak, inatlaşarak ya da krize girerek size istediğini yaptırmaya çalışmazlar. Ancak içselleştirmeleri, siz ebeveynlerin kararlılığına ve netliğine bağlıdır.
Sınırlar, çocukların araştırma yapmasını, kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Çocukların davranışlarını, çevreleriyle ilişkilerini belirler ve sağlıklı büyümelerine yardımcı olur. Net sınırlar, çocukların birçok sorusunun yanıtını içlerinde barındırır. “Burada kontrol kimin elinde? Ne kadar ileri gidebilirim? Fazla ileri gidersem ne olur?” gibi. Sözleri net ve anlaşılabilir söylemek kadar, onları davranışla da desteklemenin ne kadar önemli olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü davranışlar ve sözler bir bütündür. Anne ve baba kendi içinde ne kadar uzlaşmış ve kurallar konusunda ne kadar kararlıysa, çocuk için sınırlar o kadar açık ve net olacaktır. Önemli olan, çelişkili ve tereddütlü cümleler kurmadan dünyayı onlar için daha anlaşılabilir hale getirebilmektir.